.“eee.. hayır”

.hava soğumuştu dışarı çıktığımda. belki sinemeya giderim, bi sıcak çay içer ve kitap okurum ya da diye düşünürken tanıdık her yer çok kalabalık geldi. konuşmak, anlatmak, dinlemek değil bu akşam dinlenmeye çıkmışım sokağa. kulağımda güzel müzikler, sanki ben hep duruyorum da taş gibi insanlar nehir gibi sıyırıp akıveriyorlardı yanımdan. hiçbir şey yapmama, enerji sarf etmeme gerek yokmuş. arada rastlaşıp öpüşmeler ve duraksamalar olduğunda “nasılsın?” soruları boşlukta yankılanıyordu içimde ve ayıyordum bi an kendi içimdeki halden. “napıyorsun” çarpacak duvar bulamadan uzayda kayboldu. işte o anlar üst üste gelince daha da aydım ki, yalnız kalmayı özlemişim ve sessizliği. çok iyiyim, hatta fazlaca keyifli. ve uzundur ilk kez “boş” zaman var elimde ve sadece o boşluğun tadını çıkarmak için öylece rüzgarla uçuşuyorum.

“birlikte bi dolu şey yapmak isterim elbet ama…”

aslında sadece şu an “hayır” diyebilmeyi hatırladım ve kendime de yüklenmeden bu ihtiyaçlarımı gözeterek varolmayı. kendimi olduğu haliyle ortaya koymaya, paylaşmak ve bi cesaret adım atabilmeye başlamışken, duran taş değil de akan suyun ve esen rüzgarın ta kendisiymişim.

“I am a mere breath of air; a formless thought that thinks of you”

Jean Paul Sartre

Posted in denemeler and tagged , , , , , , , , .

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir