Gelmeyen Güz, Bitmeyen Yaz

Ekim ayı itibariyle bol yolculuklu ve hareketli geçen günlerin şimdilik sonuna geldim. Baharı karşıladığımız yerde Kök Kamp‘ta sonbahara erken bir karşılama buluşması yaptık. Birlikte yiyip içtiğimiz, yürüdüğümüz, durduğumuz, sohbetler içinde kaybolup yeniden kendimize döndüğümüz 5 günlük kamptan yeniliklerle döndüm. “Yolculuk” başlamıştı, yenileri de her an şekilleniyordu.

Photo: Raşit Ayanoğlu

Güney’den tekrar kuzeye, Küçükkuyu’ya çıktığımda merkezimi bulmuş ve dengeye gelmiş hissettim. Kabak’taki minik topluluğumuzla geçen günlerden sonra biraz daha küçülmek ve kendimle kalabilmek iyi geldi. Ekim’in ortasında kavuran güneş ve berrak deniz ile biraz bu duraksamanın tadını çıkardım ki daha çok yolculuk vardı önümde beni bekleyen.

Şehri bi basamak olarak kullanmaya alışıktım, bu sefer farklıydı her şey. Ekim ayının buluşmaları bitmiyordu. İstanbul’dan ufak bir kaçamak yapmaya, tanımadığımız bir grup ile gidiyorduk Yasemin ile. Nefesköy‘de, 3 gün bir çatı altında yaşamak ve yoga-meditasyon pratiklerini paylaşamaya niyet etmiştik. Herkesin kendi gibi olduğu, kendine zaman ve alan açabildiği bu buluşmadan da ceplerim yeniliklerle dolu dolu ayrıldım. Planlı plansızlık ve kontrolü elden bırakabilmeyi tanıdım yeniden.

Photo: Ömer İnan

İstanbul’a dönüp de son 4,5 senedir alışık olduğum rutin dışında hareket edebilince önce bi şaşırdım, sonra da keyfini çıkardım. Rutinlerime sadık ve onlarla barışık geçen yılların ardından dışına çıkmak yerçekimsiz bir ortamda düşmek gibiydi. Düşme halini alıp İstanbul’dan yeniden Fethiye’ye Pastoral Vadi’ye taşıdım. Hafiflik ve kolaylık vardı üzerimde. Kalabalık bir Kontak Doğaçlama Buluşması‘nın ev sahipliğini yapmanın keyfi ve hafifliğini bir arada yaşamaktaydım ve büyüleyici geliyordu her şey.

Photo: Hazal Kaya

1 hafta boyunca pek çok farklı dil ve kültürden bedenle sözsüz iletişimler kuruldu, oyunlar oynandı. Sofralarda, köşklerde sohbetler edildi, kahkahalar yankılandı. Tüm zorluklara rağmen birarada olmak için gelen hareket sevdalısı bedenlerle geçici bir yaşam alanı yaratıp içinde varolduk. Bu yerçekimsiz düşüşün beni getirdiği alandan bir süre için ayrıldım, İstanbul’da geçen kısa ve yoğun 2 günün ardından “yuva” Pastoral Vadi’ye geri döndüm.

Hareket, dans, müzik derken şimdi biraz da dokunmaya ilişkin öğrenme sürecine dalma vaktiydi. İsrail’den gelen sevgili Osteopat ve Integrative Craniosacral Metodunun geliştiricisi Oren ile geçecek 1 haftalık eğitim çabucacık geliverdi. Türkiye ve İsrail’den katılanlarla 12 kişi 1 hafta boyunca ince, yumuşak ve detaylı bilgiler ve uygulamalarla çalışırken kendi içimde de büyük değişimlere tanıklık ettim. Bu da başka bir yazının konusu olsun. En ufak dokunuşun ne kadar güçlü ve dönüştürücü olabileceğini kendim deneyimleyince “artık bir demlemem lazım eteğimde birikenleri” dedim.

Photo: Nadav

Biriktikçe, yüklendikçe bedenim dur diyor ve bunun tek bir çözümü de yok belli ki. Mevsimlerin geçemeyişi, arafta kalışı gibi ben de yaptığım, zaman ayırdığım ve adanmışlık sergilediğim şeylere  ve belirsizliğe yeniden bakıyorum sadece. Korkutan, üzen, kıran, yıpratan değil, bazen güldüren, keyif aldığım, daha fazlasını istediğim şeyler de arafta kalmışlık hissettiriyor. Bir şeyi bırakmak için o belirsizlik ve arafta kalmak, demlenmek ve sonra geleni gideni fark etmek şimdilerdeki pratiğim.

Posted in beden çalışmaları and tagged , , , , , , , , .

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir