içerdekiler.1

hiçbir şey olmazsa sabah olur

bir duvar yazısı

günler rutinlerle dönmeye başladığından beri tüm yükselen duygular biraz daha az dışavurumcu. bir fırtına öncesi sessizliğini çağrıştırmayan bir hal. ilk kez ziyaret ediyorum bu evi sanki, ya da ilk kez evi hissediyorum.

her an inip çıkmaya hazır halet-i ruhiyem bu aralar uykudaymış gibi. Sınırlarımı biraz daha hissedip kuma yumuşakça çiziyorum. Her an her şeyin değişmesine adapte olabilmeyi kolaylaştırıyor o kumdaki belli belirsiz çizgi. Akşam rüzgarında kaybolacak ya da bir çocuğun kumdan kalesi olacak çizginin üstünde ve su yolları açacak kendine.

Silinse ya da değişse de sınırlar, içten içe kendi başıma yapabilme hallerimi görmeme vesile oldu. her şeyi “birlikte” yapmak için taklalar atarak sahneye giriş yapan yanım biraz tatile çıktı. giderken yanında “ver unut” kardeşini de aldı.

birkaç zaman önce “yalnızlık” korkusu yaşarken, şimdi o yalnızlık içinden zamanını bekleyen tohumlar patlıyor. herhangi bir şeye sahip olmaktan korkan yanımla selamlaşıyorum ve sabırla zamanını bekleyen tohumların sorumluluğunu alıp onlarla birlikte büyüyorum. hele bir yaprak versin, gövdem sağlamlaşsın zaten duramaz paylaşırım da ulu orta. kimseyi beklemeden, kendi adımlarımı içimden geldiği gibi atmanın yanlış olmadığını ve bir şeylere sahip olup, olanı da paylaşabileceğimi görüyorum.

ideal koşullarını bulunca patlayan tohum kendi başına enerji deposudur. işte ben de tam böyle bir yerdeyim. suyu, havayı, toprağı bulmuşken bıraktım köklerimi bulunduğum yere ve içerde birikmiş o enerjiyi biraz daha kendime ayırmaya başladım. daha önce içerde sakladığım ne varsa artık ne yapsam da orda durabilecek gibi değil, kabına sığmıyor ve taşıyor.

bütün bu iç yükselişler ve patlayışlar yaşanırken ara ara yorgun ve hasret kalmış hissediyorum. neyi özlediğimi, neyi fazla yaptığımı çok da kurcalamıyorum. biraz duruyorum, bakıyorum pek de anlamlandırmaya çalışmadan. biraz geçmişten kalan kırıklar, yüzleşmelerde ertelenenler içinde buluyorum kendimi ve hatırlıyorum ki yine sabah olacak ve dünya denen gezegen kendi merkezi etrafında dönmeye devam edecek güne, tarihe aldırmadan.

Belki geniş yekpare

Bir zamanda durmuşsun

Ya da düğüm düğüm girmişsin

İçine geçmişin

Ahmet Kenan Bilgiç-düğümdüğüm
Posted in denemeler, Yazılar.