Rutini bozuk kırık dökük zamanlar

Çok zamandır elim kağıda kaleme uzak kaldı. Pek çok rutin hayatımda azalarak dönüştü. Bir şeyleri bırakmanın peşi sıra geldi bunlar da. Şimdi yazmaya geri dönüş zamanı, kırılan parçaları görmek ve görünür kılmak için. İstanbul’dan çıkmaya niyet ettiğimde yıl 2011 idi. Yeniden şehre geri döndüğümde kendimi bir kez daha bulduğum yer […]

Devamını oku

Gelmeyen Güz, Bitmeyen Yaz

Ekim ayı itibariyle bol yolculuklu ve hareketli geçen günlerin şimdilik sonuna geldim. Baharı karşıladığımız yerde Kök Kamp‘ta sonbahara erken bir karşılama buluşması yaptık. Birlikte yiyip içtiğimiz, yürüdüğümüz, durduğumuz, sohbetler içinde kaybolup yeniden kendimize döndüğümüz 5 günlük kamptan yeniliklerle döndüm. “Yolculuk” başlamıştı, yenileri de her an şekilleniyordu. Güney’den tekrar kuzeye, Küçükkuyu’ya […]

Devamını oku

Sessizce durunca

Hayat kendi ritminde paldır küldür akmakta ve sürüklemekte iken yine tam zamanında gelen bir inzivaya gidiyordum. Yanımda koşulsuz sevdiğim ve güvenle alanı açan ve tutan bir Çağım, tanıdığım ve tanışmadığım insanlarla yol İzmit’in cennet yuvası Nefesköy’e doğru teker döndü. Dışarının sesleriyle içerinin seslerinin hemhal olduğu sayıyla 5 gün, hissel olarak […]

Devamını oku

The Entrance Band / Her renkten bir ton

Albüm yazıları.1 / The Entrance Band – Face The Sun Label: Beyond Beyond Is Beyond Records ‎ 19 Kasım 2013 Detaylar: Discogs.com Albüm dinlemek diye bir adet vardı eskiden. Ben kaset dönemine yetiştim ancak fakat plak dönemi geri geldiği için onu da tatma fırsatım oldu. Kaset alındı mı defalarca bir […]

Devamını oku

Bahar Kampının Ardından

Hayatta belli yolların sonu görünür ve “yine o vakit geldi” hissiyle zihin durmadan hikaye yazar, endişe üretir ve beden de mecbur bu kaosa eşlik eder. Her şeyin x3 hızda aktığı ve zaman-mekan-boyut algılarımın tam da şaştığı bir dönemde kendimi yine yeniden yollara vurdum. 2009 yazında kıyısında geçip gittiğim Kabak Koyu’na […]

Devamını oku

.durmalarda köşe kapmaca.

her güne bir kuytuda uzanıp göğe bakıyorum, rüzgarı dinliyorum, soğuğu hissediyor biraz irkiliyorum. istemsizce okumaya kaptırıp, sonra kalem-kağıda sarılıyorum. sonra biraz uzanıyorum, yine bir dolu düşünce akıp geçiyor. nerdeyim, nerelerde geziniyor duran bedenimin durmayan motoru zihnim? bugün günlerden ne, kimler nerede ne yapıyor, şehre gelince neler bekliyor beni düşünmeden daha […]

Devamını oku

.güven.

kendimi sınırlarda oynarken, bazen aşağısının uçurum olduğunu fark ederek geriye çekilirken buluyorum. bazen de oyun o kadar aklımı alıyor ki hassas dengelere bağlı olduğumu fark etmiyorum bile. öte yandan da bu “tehlikeli” alanda olduğum bilinciyle aşırı temkinli davranıyorum. azı da çoğu da dengeye gelme çabasının iki ucu. şimdi diyorum ki kalkıp […]

Devamını oku

hatalardan öğrenmek(gibi bi şey).1

“burda sanki yazım hatası var?” “….” sessizlikle cevap vermek bi yoldu benim için. o kadar geniş bi cevaptı ki “pasif-agresif” diyebilirsiniz bana gönül rahatlığıyla. inen çıkan moraller, enerjiler, duygusal haller derken hava da soğudu, bedensel fonksiyonlarda bir yavaşlama ihtiyacı var. enerji harcamama değmeyeceğini düşünüyorsam “teşekkürler, almayayım” cevabını yapıştırmaktan çekinmediğim, yanlış anlaşılır mıyım […]

Devamını oku

.sınırlar.sinirler.

.çocukluktan itibaren öğrendiğim(?) bir kavramdı sınırlar. coğrafya dersi, tarih dersi derken insanların ülkelerin sınırlarıyla birbirinden ayrıldığını ve hatta bunun için bin türlü savaş ve şiddetler gördüğünü öğrendim. anlayamadım, insan-hayvan-bitki nasıl bir sınırla ayrılabilirdi ki. sen doğuda kal ben batıda diye duvar çekilebilir mi gerçekten? doğanın koyduğu sınırlar vardı bir de, […]

Devamını oku

bir masal oyunundan çıkanlar.

Buz krallığının genç prensi. Buz mavisi saçları ve siyah gözleri, yumuşacık bir sesi ve güçlü bir bedeni var. O kadar narin hareket ediyor ki hissedilmiyor yürüdüğü, bir mekana girdiği ya da çıktığı. Uzun parmaklarıyla dokunmayı seven pek konuşmayan buz prensi genel bilinmez dillerde şarkılar söylüyor. Gözleri parlıyor şarkılar söylediğinde. Eğer […]

Devamını oku