Silent Jam ardından

içerde ne olduğuna bakakaldığım günler geçirdim. sessiz ve hareketli. sözcükler çok anlamsızdı, kağıtlara döküldü. defteri bir kenara bırakıp kendimi kumların üzerinde, denizin içinde, bazen de dans platformunda buldum. hayatın ta kendisi, iletişimin en derinden, maskesiz, olduğu haliyle ifade edildiği yerdi sessiz kıyı. hayatımda büyük kararlar, bırakma hallerinden geçerken her şey “çoktu” […]

Devamını oku

.eşik.

bi kritik eşik kavramı vardı 2000lerin sonunda duyduğum, hatta galiba Ömer Madra’ydı bizim okula gelip anlatan bu mevzuyu. doğanın sınırlarını zorladığımız hatta o “kritik eşik”i aşmış olduğumuzun farkına vardığım yıllardı ve “ulan tasarımla, akıllıca planlama taktikleri ile bir şeyler yapılıır sanki” diye içimden geçirirken baktım olmayacak. bıraktım dünyayı kendi haline, önce bunu […]

Devamını oku

.kaybolduğunda ordayım.

yalnızlık halini demlemek için bi bira açtım. kafam açılmadı, aksine gözlerim yarı kapalı. bildiğimi sandığım her şeyi unutup yeniden buluyorum ve şaşırıyorum. kedi gibi merakla ses çıkaran, hareket eden şeylere koşuyorum. içimdeki dağ, toprak hasretiyle duruyorum şimdilerde. yollar beni besliyor ve büyütüyor. tam olmayı, eksiksiz ve mükemmel bir varlığa dönüşmeyi […]

Devamını oku

başa sar, bir daha çal

.zamanın içinde duran ben şimdi sanki geçmişe yolculuk yapıyor. yavaşladığım, hafiflediğim, yeniye ve kontrolsüzlüğe daha kolay teslim olduğum doğrudur. hayatımda sürekli bir hareket, yer değiştirme, stabil ama mobil olma hali mevcut. sürdürdüğüm 3-5 kalem dışında her şey fazlaca hızlı değişime açık ve takip edilemez. uzun süredir düzenli yaptığım, tutunduğum ve […]

Devamını oku

.kendimle tanışmak.

.değişik günler geçiriyorum. kendimle kaldığım ve kalmadığım anlarda, yeni ve tanışıklıklarda, girdiğim ortamlarda yepyeni benler buluyorum. .bencil denebilir, bireysellik de olur. dışarıya açıldıkça ve kendimi açtıkça içimde “ayyy ne biçim” gıcıklanma hissi karşıdakinden gelen bir tavırın sonucu değil de aslen benden yansıyan. kimileri var konuşur, kimileri ortamda baskın olur. kimisi […]

Devamını oku

uzaksen misin?

.yıl 2009. yok yok burdan başlamayacağım hikayeye. .kendimi mesafeli, soğuk, asosyal kabul edip de bu kabul ile daha katı ve sert bir kabukla dolaştığım günler çok da uzak değil bugünden. zaman zaman dandun kapadığım kapılar, kalın kalın ördüğüm duvarlar, içeri kaçıp da çıkmayan oyun bozan çocuksu haller. ooo say say […]

Devamını oku

bağlantıda olmak mı/ kalmak mı/ kopmak mı?

günümüz teknolojisi bizi hep bir ağa bağlı tutma vaadinde. internetsiz kalmak mı, aç kalmak mı? bir yandan işleri kolaylaştırırken, her şeyi hızla parmaklarımınız ucuna, gözümüzün önüne getirirken kendimizle, çevremizle kurduğumuz bağlantıyı da sürdürebiliyor muyuz? bu sorular ve tanımlamalar benim zihnimin içindeki çalkantılardan bir demet. bi an geliyor ve her şey […]

Devamını oku

.akan suyu durdurabilir misin?

öyle bir hız ki göremiyorum bile neyin geçtiğini. gece ve gündüz bile ayırt edilebilir değil. -saat kaç? +bilmiyorum, çok oldu buraya oturalı. -biraz daha çay +sıcak iyi gelir. gözlerimi kapadığımda uğultulu bir sessizlik hakim içerde. organlarımın sesini duyuyorum sanki, damarlarda süzülüp akan kanımın, sinir hücrelerimin hatta. bir üflemeli çalgının sesi […]

Devamını oku

.“eee.. hayır” .hava soğumuştu dışarı çıktığımda. belki sinemeya giderim, bi sıcak çay içer ve kitap okurum ya da diye düşünürken tanıdık her yer çok kalabalık geldi. konuşmak, anlatmak, dinlemek değil bu akşam dinlenmeye çıkmışım sokağa. kulağımda güzel müzikler, sanki ben hep duruyorum da taş gibi insanlar nehir gibi sıyırıp akıveriyorlardı […]

Devamını oku

.ayıkla mercimeğin taşını.

.kendimi sürekli ince hesaplar yaparken buluyorum. “bugün kaç saat dışarda takılıcam, kuru meyvem var mı çantamda, bilgisayarı nerde bıraksam, eve döner miyim”… .sabitliğin işlemediği bi düzenim var kesinlikle. ev bulsam, yatağım-odam olsa da ben duramıyorum fazla bi yerlerde. .bir süredir, uzun bi süre oldu, güzel dostların yanında yaşayıp gidiyorum. bi […]

Devamını oku