bağlantıda olmak mı/ kalmak mı/ kopmak mı?

günümüz teknolojisi bizi hep bir ağa bağlı tutma vaadinde. internetsiz kalmak mı, aç kalmak mı? bir yandan işleri kolaylaştırırken, her şeyi hızla parmaklarımınız ucuna, gözümüzün önüne getirirken kendimizle, çevremizle kurduğumuz bağlantıyı da sürdürebiliyor muyuz?

bu sorular ve tanımlamalar benim zihnimin içindeki çalkantılardan bir demet. bi an geliyor ve her şey çok bütünleşmiş, konuşmadan da birbirini anlayan müthiş bir toplulukça sarmalanmış hissediyorum, bi an geliyor kelimelerle, mimiklerlerle sürekli yanlış anlaşılmalarla dolu bir sarmaldaymış gibi.

gün geliyor ve “özledim” diyorum. hemen iletişime geçmek, dokunmak, yanında olmak istiyorum. bir insan, bir yer, bi hal. yüksek bir arzu yükseliyor içerden. o kadar kolay ki, bir tuş kilidi açıp yazmaya ya da aramaya bakıyor. ya da atlayıp gitmeye o yere. bazen vardığımda o durağa hiç de benzer bir duygu ile karşılaşmayabiliyorum. hayal kırıklığı mı? oysa ben özledim, özlenmedim mi? beklentim sıcacık bir sarılma oysa ki, çok basit değil mi? işte tam bu soruların içinde yüzerken, “peki ben onun yükselen özlemine, hasretine, ihtiyacına başka bir zamanda benzer bir karşılık vermiş olabilir miyim?” diye ikincil bir soru beliriyor. kesişmiyor bazen haller, olmuyor tam o anda karşılıklı duygular. biraz zaman ve alan tanımak gerek. bir hüzün, kırgınlık, hatta öfke bile kalabiliyor içimde. sonra yine çıkıyor bi ses içerden, “her şey geçici, hatırla”. hatırlıyorum tabi de işte her şey çok hızlı ve kolay ya, sağa iteyim geçsin, sola kaydırayım bitsin bu bekleme hali.

her şey geçici. müthiş! söyleyince çok kolay. hadi kolaysa bekle de geçip gitmesini. hooop zihin başlıyor kurmaya. “benden sıkıldı mı?” / “yanlış bir şey mi yaptım?” / “bu mevsim böyle olmadı havalar, ne oldu ki?”. oooh zihne ver mamayı, beslesin şeytanı. müthiş! aydınlanmaya ramak kaldıydı, yine tepki tepki ve kabullenememe. kabullenemediğim ihtiyacımın cevapsızlığı değil, “neden ben” diyen yan, bi yerden ego denebilir. zorlama, itip çekme, bedenini dinle, acıyla savaşma….peeey bütün bunlar çok müthiş tınlıyor sesli söylerken ve duyarken. duyan benim, uygulayan başkası olsun. olmuyor işte. hadi bırak ipleri de kopanlar kopsun, yeniden bağ kurulur, yeniden sarılırız, yeniden ağlarız birlikte.

bugün de böyle böyle…

Posted in denemeler and tagged , , , , , , .

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir