.bulutlu.

a: Nasılsın?

b: …

a: Peki ya hayat? 

b: bulutlu bu aralar. Eylül geldiğinden beri bir şeyler dalgalanıyor.

.kendi içinde bol bol diyalog kuruyorum. yukardaki gibi cevapsız sorular ve şiirimtırak cevaplar dönüyor. “hadi bu sefer düzlüğe çıktık” demeye ramak kala bir dalga daha gelir ve yıkar bedenimi. dinlenmek ve gönülden dinlenmek arasında en çok neye ihtiyacım var ayırt edemiyorum. başımı kaldırıp da göğe bakıca diyorum ki zaten koskoca gökyüzü bile bulutlu, ben de bazı şeyleri ayırt edemeyivereyim.

.içsel konuşmalarımda bazen kendimi haksız buluyor ve hayata daha başka bir yerden bakıyorum. cümlelerimi kendi içimde duydukça daha kolay oluyormuş sadeliği bulmak. az konuşup çok yazıyorum. daha çok fark edip daha az eyleme geçiyorum. kendimi sürekli bir şeylerin içinde yetişme çabasında buluyorum ve buldukça da duruveriyorum.

.en son ne zaman birinden “destek” istediysem istediğimden fazlasını alabildim. bulutların arasında çıkan ve ısıtan güneş misali insanlar görünür oldu. ve aslında o kadar da güzelmiş ki bu destekler, ben istemeden nasıl gelebilirmiş. bedenim hareketin içinde rahatlarken zihnim de bölünmeden konuşmadan durabiliyor. böylece kendimi o desteklere de daha kolay bırakabiliyorum. tüm bunları derslerde söylesem de kendi başıma uygularken içsel diyaloglarla (belki biraz da dışsal seslerle) hatırlatmalara ihtiyaç duyuyorum.

.bulutlu günlerin başındayız, güzün neşesiyle hüznü birlikte. yiten biten bazı bağlar var, güçlenen ve yeniden kurulan bir takım başka bağlar. bedenimizdeki fasya misali, her sabah esneyip gerinip genişlettiğimiz yüzeyler yaşadığımız anlarla bazen örülüyor, kasılıyor ve kısıtlanıyor. her hareket bir yenilik getiriyor. bazı bağlantılar ve bağımlılıklar bu hareket içinde çözülüyor ve taze yeni bağlara vesile oluyor.

tekrar içerdeki diyolağa geri dönüyorum

a: Nasıl oldun? 

b: Bulutlu ve bulanık, güz böyle değil miydi?

Posted in beden çalışmaları, denemeler and tagged , , , , .

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.