.yarım kalmış hikaye.

.bazı sakatlıklar, kazalar, yaşanmışlıklar “sene-i devriyesini” yeniden yaşatır bedende. kimi hikayenin izi, yarası derinleşmiş kimisi de silikleşmiştir. düşersin, belki bi morluk, biraz da yara ile ayağa kalkar devam edersin. üstündeki tozu silkeleyip ne yapıyorsan ona devam etmeyi seçersin. belki birkaç gün hissettirir ya da hiç de fark etmezsin bile. ne […]

Devamını oku

.kabul masası.

.yine bir sabah uyandığımda akşamdan kalan titreşimler bedenimden dilime, bakışlarıma, boğazıma yayılıyordu. yıllarca çiçek açmayıp bi anda uzaylı gibi tomurcuklarını patlatan, dikenleriyle de kendisine pek yanaştırmayan bi kaktüs gibi hissediyorum. abarttığımı düşünenler olabilir, içerde olan bu, dışarda “dilli düdük”. bedenimle barışma yoluna girişim 20 küsür sene sürmüştür, dışardan bakana sporcu, […]

Devamını oku

.bazı hatalar güzeldir.2

her sabah başka bir zamanın rüyasıyla uyanıyor ve güne başladığımda, “onu da uzun zamandır hiç arayıp sormadım” cümlesiyle içimde kaygıyla karışık özlem ya da bazen öfkeyle karışık hüzün gibi “duygucuklar”la başbaşa kalıyorum. Ortada ne bir eylem var bu zamansız rüyalarda hatırladıklarıma dair, ne de bir kendi haline bırakış. güne bir […]

Devamını oku

.bazı hatalar güzeldir.1

sabah fırtınanın sesleriyle uyandığımda saat daha 6:00 bile olmamıştı. Geri dönüp yatsam bedenim yeni bir uyku döngüsüne girecek ve çıkmakta zorlanacaktı besbelli. Nasıl olsa yapacak hep bir iş vardı evde, bahçede, erken kalkıp yol almadan biraz oturdum, iki hareket ettim ve işlenmeye koyuldum. Hava ıpıslak, gökler biraz öfkeli. Evi az […]

Devamını oku

.temaşa.

bedeni hiç durmadan titriyordu. yüzünde donuk bir bakış ve soluk dudaklarının arasından belli belirsiz nefes alış verişlerini görebiliyordum. yanına gidip de dokunmaya çekindim. oysa ki bi ufak temas, belki gözleriyle buluşmak yumuşatabilirdi yumruklarını. kendimi “zorlandığım” ya da “istemediğim” bir durumun içinden çıkmak için içime kaçıp da arka yollardan birine saptığımı […]

Devamını oku

.öfkenin rengi.

emek ve gönüllülük kavramlarından bir hak/ haksızlık sorgulamasına ordan da bir duygu fırtınasına doğru giden yolun ortasında bir yerlerden sesleniyorum. Gün erken başlıyor, kuşlar cilveleşme ve yemek peşinde iken ben de yataktan kalkmanın. Kendime ayırdığım saatler giderek uzuyor ve gün de onunla birlikte esniyor. Yastık ve battaniyelerle kendime yarattığım tahtvari […]

Devamını oku

Rutini bozuk kırık dökük zamanlar

Çok zamandır elim kağıda kaleme uzak kaldı. Pek çok rutin hayatımda azalarak dönüştü. Bir şeyleri bırakmanın peşi sıra geldi bunlar da. Şimdi yazmaya geri dönüş zamanı, kırılan parçaları görmek ve görünür kılmak için. İstanbul’dan çıkmaya niyet ettiğimde yıl 2011 idi. Yeniden şehre geri döndüğümde kendimi bir kez daha bulduğum yer […]

Devamını oku

.durmalarda köşe kapmaca.

her güne bir kuytuda uzanıp göğe bakıyorum, rüzgarı dinliyorum, soğuğu hissediyor biraz irkiliyorum. istemsizce okumaya kaptırıp, sonra kalem-kağıda sarılıyorum. sonra biraz uzanıyorum, yine bir dolu düşünce akıp geçiyor. nerdeyim, nerelerde geziniyor duran bedenimin durmayan motoru zihnim? bugün günlerden ne, kimler nerede ne yapıyor, şehre gelince neler bekliyor beni düşünmeden daha […]

Devamını oku

bir masal oyunundan çıkanlar.

Buz krallığının genç prensi. Buz mavisi saçları ve siyah gözleri, yumuşacık bir sesi ve güçlü bir bedeni var. O kadar narin hareket ediyor ki hissedilmiyor yürüdüğü, bir mekana girdiği ya da çıktığı. Uzun parmaklarıyla dokunmayı seven pek konuşmayan buz prensi genel bilinmez dillerde şarkılar söylüyor. Gözleri parlıyor şarkılar söylediğinde. Eğer […]

Devamını oku

.eşik.

bi kritik eşik kavramı vardı 2000lerin sonunda duyduğum, hatta galiba Ömer Madra’ydı bizim okula gelip anlatan bu mevzuyu. doğanın sınırlarını zorladığımız hatta o “kritik eşik”i aşmış olduğumuzun farkına vardığım yıllardı ve “ulan tasarımla, akıllıca planlama taktikleri ile bir şeyler yapılıır sanki” diye içimden geçirirken baktım olmayacak. bıraktım dünyayı kendi haline, önce bunu […]

Devamını oku